Koyun ve keçilerde gebeliğin son dönemlerinde karbonhidrat ve yağ metabolizmasındaki bozukluklara bağlı şekillenen bir metabolizma hastalığıdır. Hastalık genellikle gebeliğin son 6 haftasında ikiz ve daha fazla yavru taşıyan hayvanlarda görülür. Koyun ve keçilerde gebelik toksemisi ciddi enerji yetmezliği durumunda ortaya çıkar ve ölümlere yol açması nedeniyle ekonomik öneme sahiptir.

Hastalığın Nedenleri

Gebelik toksemisine koyunlarda gebeliğin son döneminde, keçilerde ise hem gebeliğin son döneminde hem de laktasyon döneminde rastlanır.

• İki veya daha fazla yavruya sahip olma,

• Entansif besleme,

• Rasyonun enerji yönünden fakir olması,

• Karaciğer bozuklukları,

• Ağır parazit invazyonları,

• Yemleme sayısının az ve öğün aralıklarının uzun olması,

• Hareketsizlik,

• Aşırı yağlanma,

• Ani iklim değişiklikleri,

• Nakil, stres gibi faktörler.

** Özellikle gebeliğin ileri döneminde hızlı fötal büyüme nedeniyle artan bir enerji ihtiyacı söz konusudur. Bu durumda gebe hayvan enerji kaynaklarını kullanmaya başlamaktadır. Özellikle de ikiz veya üçüz yavru taşıyan koyun ve keçilerde uterus rumen üzerine basınç yapar, bu durumda rumen kapasitesi ve buna bağlı olarak da yem tüketimi azalır. Glikoz beyin fonksiyonları için çok önemli olduğundan, glikoz yetmezliğinde sinir sistemi fonksiyonlarında bozukluk oluşur ve sonrasında da koma ve ölüm şekillenir. Böyle hayvanlarda şuur kaybı, başını bir yere dayama ihtiyacı, suyu yalayarak içme, kaslarda titremeler, dudaklarda ve yüz kaslarında seyirme hareketleri izlenir. Nöbetler tarzında iskelet kaslarında konvulsiyonlar, başını yukarı çevirme ve dönme hareketleri vardır.

 

Semptomlar

• İştahsızlık ve yeme içmenin tamamen durması,

• Depresyon,

• Uyuşukluk,

• Kas fonksiyonlarında bozukluk,

• Koordinasyon eksikliği,

• Ataksi,

• Diş gıcırdatması ve körlüktür

• Dışkı kuru, mukusla kaplı pelet şeklindedir ve dışkılama azalmıştır.

• Hasta koyun ve keçiler genellikle sürünün gerisinde kalır, ayakta durmakta zorlanırlar (sallantılı yürüyüş), hastalığın ileri dönemlerinde yatar, çevreye olan ilgisi azalır ve yem yemez.

• Hastalıkta ölüm oranı %80’dir, ölüm genellikle hastalığın başlangıcından 2-10 gün sonra şekillenir.

• Solunum güçlüğüne bağlı solunum havasında kötü koku ( aseton) hissedilebilir, pupilla refleksi, beden ısısı ve nabız normaldir.

• Sık sık idrar yapma ve bazen yavru atma söz konusudur. Hastalığın ilk günlerinde abort yapan hayvanlar kendiliğinden iyileşebilir.

 

Korunma

1. Tek yavru taşıyan koyun ve keçilerin yem miktarları yaklaşık %50, ikiz yavru taşıyan koyun ve keçilerin ise %75 oranında arttırılmalıdır. Gebeliğin 30-40. günlerinde ultrasonla yavru sayısı belirlenmeli, eğer hayvan birden fazla yavru taşıyorsa ona göre besleme programı oluşturulmalıdır. Çok sayıdaki yavru rumenin kapasitesini azaltır ve bu nedenle koyun keçiler ihtiyaç duyulan yemleri tüketemezler yani iştahsızlık şekillenir. Bu nedenle bu dönemlerde koyun ve keçilere rumende fazla yer işgal etmeyen enerjice zengin kesif yemler verilmelidir.

2. Özellikle rasyonlarda kesif yem içindeki protein düzeyi önemlidir, çünkü proteinler rumen mikroorganizmalarının fonksiyonları için gereklidir. Ayrıca kesif yemlere iyodofor desteği yapılmalıdır.

3. Gebeliğin son 6 haftasında karbonhidrat kaynağı olarak kesif yem verilmelidir. Beklenen doğum tarihinden yaklaşık 6 hafta öncesinden başlayarak koyun ve keçiye her gün 100-300 g kesif yem 2-3 porsiyona bölünerek verilmeli, hayvanların önünde sürekli temiz ve taze su bulundurulmalıdır.

4. Koyun ve keçilere niasin içeren ruminant rasyonları verilebilir. Niasin kan glukoz ve insülin düzeyini arttırır.

5. Bütün bu önlemlere ek olarak, koyun ve keçiler gebelik sırasında fazla yağlandırılmamalı veya zayıflatılmamalı, ani yem değişikliğinden kaçınılmalı ve hayvanların önlerinde devamlı kaba yem bulundurulmalı, kesif yemler öğünler halinde verilmeli, gebelik süresince günde birkaç saat ağıl dışında dolaşmaları sağlanmalı, ketojen etkili yağlı tohum küspeleri fazla yedirilmemeli ve kötü kaliteli silaj yemleri verilmemelidir.

 

SONUÇ OLARAK; Uygun bir bakım ve besleme yönetimi ile hastalıktan korunmak, tedaviye oranla daha etkili ve ekonomik bir yaklaşım olduğu unutulmamalıdır.

Uzman Veteriner Hekim
Nergiz Şahinbaş