Öncelikli bilinmesi gereken damızlık seçiminin bir ırk tercihi olmadığıdır. Tercih ettiğiniz ırkın soy ve verim kayıtlarına ulaşabildiğiniz sağlıklı hayvan seçimidir. Mesela yalnızca ırkına bakarak Merinos ırkı koyun tercih etmekle damızlık seçimini değil, ırk tercihini yapmış olursunuz. Soy ve verim kayıtlarına bakılarak, sağlıklı Merinos ırkı koyunu tercik etmekse damızlık seçimidir.

Bu konuda yanılgıya düşen küçükbaş hayvan yetiştiricilerimiz kültür ırkı hayvanı tercih etmiş olmakla, damızlık hayvan seçtiğini düşünmektedir. Oysa aynı ırktan hayvanların arasında verim  bakımından ciddi oranlarda farklılıkların olduğu görülebilmektedir. Koyun yetiştiriciliğinde başarılı olmanın önceliklerinden biri de işletme yapısına en uygun ırk tercihi yapılarak yüksek verimli ve sağlıklı küçükbaş koyunların başlangıç sürüsünü oluşturmakla olur.

Küçükbaş hayvancılık işi ile uğraşanlar kimi durumlarda, ithal koyunlar 3-4 kuzu veriyor ya da kuzuları 3-4 ay içinde 35-40 kg canlı ağırlığa ulaşıyor gibi çeşitli pazarlama şekilleriyle aracı firmalar vasıtasıyla ülkemiz koşullarına uygun olmayan ırklardaki küçükbaş hayvanların ithal edilmesi yönünde ikna etmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Özellikle youtube, facebook gibi sosyal mecralar bu konuda oluşan yanlış algının çok çabuk şekilde yayılmasına sebep olabilmektedir. Bu konuya verebileceğimiz en iyi örneklerden biri Romanov ırkıdır. Romanov ırkı koyunların çok verimli olduğu yönünde oluşturulan yanlış algı neticesinde bir çok yetiştiricimiz kötü tecrübeler elde etmişlerdir. Oysa küçükbaş hayvancılık meraya dayalı gerçekleştirilmesinden dolayı en uygun ırk, bulunulan bölgede uzun zamandır yetiştirilmekte olan yerli ırk ve onların melezleri olabilir.

Damızlık küçükbaş hayvanın uzun süreyle üretime kaynak olacağı gerçeği göz ardı edilmemelidir. Konu bu şekilde düşünülerek damızlık hayvanın bir gen kaynağı olarak değerlendirilmesi sağlanabilir. Bir gen kaynağı belirlenmiş hedefler ışığında, uzun süreli ve ciddi ıslah çalışmalarıyla oluşturulabilir. Hele ki günümüz koşullarında tesadüfi çalışmalara yer vermeden, geçmişi bilinmeyen ve yalnızca dış görünüşe aldanılarak damızlık hayvan tercih edilmemelidir.

Var olan sürüye dışarıdan katılacak küçükbaş hayvanların, ülkemiz koşulları göz önünde bulundurulduğunda yüksek sağlık riski oluşturabileceği gözardı edilmemelidir. Bu sebeple işletmeler, önceliği kendi bünyelerinde gerçekleştirecekleri besleme, bakım ve ıslah çalışmalarına vermelidir. Bu doğrultuda mevcut küçükbaş hayvanların verimini ve sayısı arttırılabilir. Dışarıdan damızlık vasfı yüksek koçların sürüye katılmasıyla ancak kan değişiminin sağlanması yapılabilir. Çünkü bir koyun kendi kalıtsal özeliklerini yaşamı süresince 4-5 kuzuya, bir koç ise uygulanan aşım yöntemlerine göre bir yıl içinde yalnızca 30-40 baş kuzuya aktarabilmektedir. Bu sebeple damızlık koçların seçimi çok önemlidir.

Damızlık seçiminde hayvanların yaşı da önemli bir konudur. 6 aydan küçük hayvanların genel ırk özellikleri tam olarak belli değildir. Koçlarda 6 yaş, koyunlarda ise 7 yaştan sonra verim düşmeye başladığından damızlık olarak seçilmeleri önerilmez.